Çocuklarda Özgüven Gelişimi
Çocuklarda özgüven, genellikle yüksek sesle konuşmak ya da her şeyi mükemmel yapmakla karıştırılır. Oysa gerçek özgüven, çocuğun dış dünyadaki başarısından ziyade, iç dünyasındaki kendiyle barışık olma halidir.
Çocuklarda Özgüven: İçsel Pusula
Bir çocuğun dünyasında özgüven, sadece "yapabiliyorum" demek değil; "yapamadığımda da hala değerliyim" diyebilme cesaretidir. Modern ebeveynlikte sıkça karıştırılan iki kavramı birbirinden ayırarak işe başlamak gerekir: Güven ve Özgüven.
1. Güven mi, Özgüven mi?
Güven, genellikle dışsal bir referansa dayanır; çocuğun bir becerisine duyduğu inançtır "Güzel resim yapacağıma güveniyorum" gibi. Özgüven ise daha derindedir; beceriden bağımsız olarak kişinin kendi varlığına duyduğu sarsılmaz inançtır. Bir çocuk piyano çalamayabilir (düşük güven), ancak bu durum onun genel değerlilik algısını sarsmıyorsa özgüveni yerindedir.
2. Özgüvenin İki Sütunu: Değerlilik ve Yeterlilik
Özgüven, iki temel sütun üzerinde yükselen bir köprü gibidir:
-
Değerlilik: "Seviliyorum ve varlığım bir anlam ifade ediyor." (Duygusal zemin)
-
Yeterlilik: "Zorluklarla başa çıkabilirim, öğrenebilirim." (Kapasite inancı)
Eğer bir çocuk sadece "başardığı" için seviliyorsa, yeterlilik hissi artarken değerlilik hissi zayıflar. Gerçek özgüven, bu iki duygunun kesiştiği noktada; çocuğun kendi kapasitesine olan inancıyla kendine duyduğu şefkatin birleşmesiyle oluşur.
3. Gölge Yanlar: Onaylanma İhtiyacı ve Çatışma
Özgüveni düşük olan çocuklarda sıklıkla gördüğümüz üç temel savunma mekanizması vardır:
-
Eleştirilme Korkusu: Hata yapmaktansa hiç denememeyi tercih ederler. Eleştiri, onlar için sadece bir geri bildirim değil, benliklerine yönelik bir saldırıdır.
-
Onaylanma İhtiyacı: Kendi isteklerinden ziyade, başkalarının (ebeveyn, öğretmen, arkadaş) ne duymak istediğine odaklanırlar. Bu, çocuğun "kendi merkezini" kaybetmesine neden olur.
-
Çatışmadan Kaçınma: Kendi sınırlarını çizmek yerine uyumlanmayı seçerler. Hayır diyememek, özgüven eksikliğinin en nazik ama en yorucu dışavurumudur.
4. Kendine Yönelik Olumlu Duygu Beslemek
Bir çocuğa özgüven kazandırmak, ona sürekli "sen harikasın" demek değildir. Aksine, ona aynalık yaparak kendi duygularını ve çabasını görmesini sağlamaktır. Kapasitesine inanan çocuk, engelleri birer duvar olarak değil, aşılması gereken basamaklar olarak görür.
Sonuç olarak; özgüvenli bir çocuk yetiştirmek, ona kusursuz bir hayat sunmak değil; ona kendi içsel kaynaklarına güvenebileceği, hataların son değil öğrenme süreci olduğu bir güvenli alan yaratmaktır. Çocuğun kendine olan inancı, sizin ona olan koşulsuz bakışınızda filizlenir.



